EğitimLGS SınavıMEB

LGS Sınavı Öncesi Uzmanlardan Adaylara Stres Azaltacak Öneriler

LGS Sınavı Öncesi Uzmanlardan Adaylara Stres Azaltacak Öneriler. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gölgesinde 20 Haziran’da yapılacak Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava hazırlanan öğrencilerin, sınav günü yaklaştıkça kaygı ve stres düzeylerinin arttığını belirten uzmanlar, öğrencilere, sınava kadar olan süreyi bilgi eksikliklerini gidermeleri için iyi değerlendirilmeleri, son günlere doğru çalışmaların esnetilmesi, fiziksel ve sosyal aktivitelerle kaygıların azaltılması tavsiyelerinde bulundu.

Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan ve kısa sürede dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, hayatın akışını değiştirirken bu yıl sınava hazırlanan öğrencileri de etkiledi.

Kovid-19 önlemleri kapsamında uygulanan izolasyon ve sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle evlerine kapanan öğrenciler, zorlu bir sınava hazırlık dönemi geçiriyor. Salgının gölgesinde LGS’ye hazırlanan öğrenciler, sınava sayılı günler kala stres ve kaygı düzeylerinin arttığı bu zorlu süreci geride bırakmayı ve rahat bir yaz tatiline girmeyi iple çekiyor.

Uzmanlar ise öğrencilere sınava kadar olan süreyi bilgi eksikliklerini gidermeleri için iyi değerlendirilmeleri, deneme sınavları çözmeleri, son günlere doğru çalışmaların esnetilmesi, fiziksel ve sosyal aktivitelerle kaygıların azaltılması önerisinde bulunuyor.

Salgının gölgesinde LGS'ye hazırlanan adaylara stres azaltacak öneriler

Pandemi (Kovid-19) süreci sınav kaygı düzeyini artırmada önemli bir etken

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selami Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pandemi sürecinde hastalıkla ilgili korku ve endişelerin, ekonomik sorunlar ile uzun süre evde kalmanın getirdiği psikolojik sıkıntıların sadece öğrencilerde değil, toplumun tüm kesimlerinde ciddi etkiler bıraktığını söyledi.

Salgından bağımsız, sınavın başlı başına bir stres ve kaygı kaynağı olduğunu ifade eden Aydın, pandemi sürecinde karşılaşılan sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunların, sınav kaygı düzeyini artırmada da önemli bir etki yarattığının altını çizdi.

Aydın, 20 yaş altı kişilerin, sokağa çıkma kısıtlamasına dahil edilmesinin, sınava girecek öğrenciler üzerinde fiziksel aktiviteler ve sosyalleşme açısından olumsuz birtakım etkilere neden olduğuna değinerek, şunları kaydetti:

“Kısıtlamanın başlı başına bir kaygı kaynağı olarak düşünülmesi doğru olmaz. Kısıtlamanın, sınava çalışma, hobilerle ilgilenme ve kitap okuma gibi etkinlikler için daha fazla zaman ayrılması için de bir fırsat olduğu söylenebilir. Bu bakımdan kaygı ve stres düzeyini artıran nedenleri kısıtlamadan bağımsız olarak ele almak daha faydalı olur. Diğer yandan öğrencilerin yüz yüze eğitimin olumlu etkilerinden yararlanma fırsatlarını yakalayamaması, kaygı düzeyini artırabilir. Ek olarak çalışma becerileri açısından yetersizlik hisseden öğrenciler de daha yüksek düzeyde kaygı yaşabilirler.”

Ilımlı düzeyde kaygı, sınav performansını artırmada etkili

Prof. Dr. Aydın, kaygının temel kaynaklarından birinin bilgi açısından yetersizlik algısı olduğunu belirterek, “Bu nedenle öğrenciler, kalan zamanlarının rutin ve etkin bir şekilde planlayarak eksik bilgilerini tamamlama yolunda adım atarlarsa kaygı düzeyini makul bir düzeyde tutabilirler. Yüksek kaygı, sınav performansını olumsuz bir şekilde düşürürken, ılımlı düzeyde bir kaygı, sınav performasını artırmada etkilidir. Bu nedenle öğrencilerimizin kaygılı ve stresli hissetmeme ihtimali bulunmuyor. Ancak kalan zamanı bilgi edinimi açısından doğru bir şekilde değerlendirerek ılımlı düzeyde deneyimlenen kaygının olumlu etkilerini sınav performansına yansıtabilirler.” diye konuştu.

Öğrencilerin ilgi ve merakları doğrultusunda sınav dışındaki etkinliklere yöneldiklerinde ruhsal anlamda rahatlık sağlayabileceklerini ifade eden Aydın, günün belli bir kısmında oyun oynama, okuma ve arkadaşlarla vakit geçirme gibi etkinliklerin öğrencileri ruhsal anlamda rahatlatacağını, sınav kaygısından uzaklaştıracağını ve başarıyı artırmada etkili olacağını söyledi.

Sınav kapsamının daraltılması, Konuların azaltılması olumlu bir adım

Milli Eğitim Bakanlığının bu olağanüstü dönemde gerek eğitim sürecinin aksamaması gerekse merkezi sınavlarla ilgili doğru, gerçekçi ve uygulanabilir adımlar attığını vurgulayan Aydın, şöyle devam etti:

“Sınav konularında kapsamın daraltılması, bu olumlu adımlardan birisiydi. Böylece öğrenciler, daha bol zamanda daha az ders konusu ile ilgilenmenin avantajını yaşadılar. Bu durum da sınav başarısının artırılması yönünde olumlu bir adımdır. Diğer yandan öğrencilerin sınava kendi okullarında girecek olması da doğru bir karardır. Özellikle büyükşehirlerde merkezi sınavlarda yaşanan karmaşa bir ölçüde önlenebilecek, öğrenciler ve aile bireyleri, bir gün öncesinden sınav binasını ve sınav salonunu görmek için zaman kaybetmeyecek, sınava yetişme konusunda stres yaşamayacaklardır. Fiziksel ortamla ilgili tanışıklık, ayrıca sınav esnasında da kaygı ve stresin azaltılması açısından önemlidir.”

Öğrencilerin pandemi nedeniyle sosyal mesafe, maske kullanımı ve hijyen konularında deneyimli olduklarına değinen Aydın, sınav esnasında maske kullanımının öğrencileri bunaltacağını, bu nedenle gerekli mesafe korunarak maske kullanılmaması gerektiğini belirtti.

Sınava birkaç gün kala çalışmaların esnetilmesi faydalıdır

Sınava kalan sürenin bilgi eksikliklerini gidermek için kullanılmasının doğru bir yaklaşım olacağını ifade eden Aydın, “Bu süreçte kendi rutinleri doğrultusunda çalışmalarını devam ettirmeleri öğrencilerimizin faydasına olacaktır. Son birkaç günün çalışma açısından esnetilmesinde de fayda vardır. Son gün ise çalışmak yerine dinlenmeleri, sınav öncesi gece yeterli ölçüde uyumaları, sınav sabahı kahvaltı yapmaları gerekir. Sınav evrakının ve kimlik belgelerinin de bir gün önceden hazırlanması, sınav sabahı telaşlanmama açısından gereklidir. Sınav öncesi ve sırasında ise nefes alma egzersizleri faydalı olacaktır.” önerilerinde bulundu.

Uzmanlardan Velilere uyarılar

Prof. Dr. Aydın, anne ve babaların sınavlarla ilgili beklentilerinin, öğrencilerin kaygı ve stresini artırmaktan başka bir iş yaramayacağına dikkati çekerek, şu uyarıları yaptı:

“Ders çalışma konusundaki baskı da benzer sonuçlar üretecektir. Öncelikle anne babalar, çocuklarının ilgileri, merakları, becerileri ve bilgi düzeyleri konusunda farkındalık sahibi olmalıdır. Bu farkındalığı dikkate alarak çocuklarıyla sağlıklı ve düzenli bir şekilde iletişim kurmaları ve baskı kurmak yerine onları anlamaları ve model olmaları, sınavla ilgili endişeleri de oldukça azaltacaktır. Anne babaların sınav öncesi çocukları ile kaliteli zaman geçirmeleri, sınava birlikte gitmeleri ve sınav sonrası çocukları bunaltacak diyaloglardan özellikle kaçınmaları önerilmektedir.”

Bu süreç geçici, eğitim hayatı kaldığı yerden devam ediyor

Üsküdar Üniversitesi Tercih ve Tanıtım Uzmanı Ertuğrul Tut ise salgın nedeniyle alınan tedbirler kapsamında okulların uzaktan eğitim sürecine geçmesinin disiplinli çalışma içerisinde olan öğrencileri fazlasıyla etkilediğini, öğrencilerin birinci gündem maddesi olan sınav ve eğitim hayatlarının ikinci plana gerilediğini söyledi.

Olağan gündelik yaşamın dışına çıkıldığı anda adaptasyon probleminin öğrencilerin çalışmalarını sekteye uğrattığını belirten Tut, çalışmaların eski seyrinde ilerleyememesinin kaygı ve stresi artırarak “öğrencilerin hedeflerinden uzaklaştığı hissini ve yapamayacağı algısını” tetikleyebileceğine dikkati çekti.

Burada en önemli görevin anne-baba ve eğitimcilere düştüğünü anlatan Tut, “Gerekirse her gün bu sürecin geçici olduğu ve eğitim hayatımıza kaldığımız yerden devam edeceğimizi belletmek gerekmektedir. Eğitimin tam da bu süreçten kurtulmanın en önemli unsuru olduğu kavratılmalı. Bunun dışında sınava girecek adayların hepsinin aynı koşullarda sınava gireceğini anlatmak da çözümün süreci için önemli.” diye konuştu.

Deneme sınavı çözerek, yanlışlarınızı tespit edin

Tut, sınavdan önceki zamanın, mucizenin gerçekleşeceği bir süreç olmadığını anlatarak,  “Son dönemlerde süreli deneme sınavı çözülmesini öneririz. Deneme sonrası doğru yanlışlar titizlikle kontrol edilmeli, yanlışları tespit ederek hızlıca konuya dönüş yapılmalıdır. Her gün deneme sınavlarının karşılaştırılması yapılarak sorun yaşanan konularda nokta atışı yapılabilir.” önerisinde bulundu.

Stres ve kaygıdan öğrencileri uzaklaştırmanın en önemli unsurunun ise evdeki gündemi de değiştirmek olduğunu belirten Tut, şöyle devam etti:

“Çocuğumuz ders çalışıyorken bizim oturup TV’de koronavirüs gündemini takip etmemiz evdeki stresi artırıcı bir etkendir. Televizyondan uzak durmak normalleşme sürecine katkıda bulunacaktır. Öğrencimizin ders takibini daha sıkı yaparak sorun yaşanan problemli konulara öğrenciyi yönlendirmek daha sağlıklı çalışma sürecini de beraberinde getirecektir. Bu süreçte sık deneme çözümü, derslerin konularındaki eksiklerimizi görmemizi sağlayacak en etkili yöntemdir. Son olarak bu seneki sınav, öğrencilerden ziyade velilerin çocuklarına olan ilgisini ölçmüş olacak.”

Ebeveynlerin baskılarının çocukların kendilerini değersiz hissetmesine yol açacağını dile getiren Tut, başka biriyle kıyaslanmaya öğrencilerin tahammül edemediğini, çocukla empati kurmanın sorunları çözmek için atılacak önemli bir adım olduğunu sözlerine ekledi.

AA

 

Sorumatik

Sorumatik Web Sitesi (Uygulaması) Kurucusu.Eğitim Uzmanı ve Yazar.Öğrencilere ücretsiz yardım etmeyi hedefleyen Yazar,Eğitimci,Mühendis.

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı!

Buraya reklamları görmek için gelmediğini biliyoruz. Ama reklamlar SoruMatik i ücretsiz kullanabilmen için bize yardımcı oluyor.Lütfen reklam engelleyici yazılımı devre dışı bırakınız.